ACCESS CONSCIOUSNESS – BİLİNCE ERİŞİM SEANSLARI BAŞLAMIŞTIR
Access Nedir?
Access insanlarda daha fazla farkındalık yaratmak için tasarlanmış araçlardır. “Bilinç herşeyi içerir ve hiçbir şeyi yargılamaz.” prensibinden hareket eder ve kişiye daha fazla bilinçlilik sağlar. Bilinç; daha fazla olanak, daha fazla seçenek ve hayattan daha fazlasını alıp kabul edebilmek için sürekli farkında olabilme yeteneğidir.
Access sizi, gerçekte olduğunuz sonsuz varlığın bilincinde olmaya ve olduğunuzu sandığınızın daha ötesinde bir hayat yaratmaya davet eder. Sonsuz bir varlık olarak, sonsuz sezinleme, bilme, olma ve kabul etme haliyle hareket edebileceğinizi size gösterir. Her an herşeyin mümkün olduğu, sonsuz olasılıklar boyutunda ki farkındalığa sizi çağırır.
İnsanların geneli, düşünceler, duygular, yargılar ve inançlar ile hareket etmeye meyillidir. Access bilinci, sizi düşüncelerinizin, duygularınızın, yargı ve inançlarınızın sebep olduğu kutuplaşma, şartlanma ve hapsolma hissinden kurtarmakla ilgili araçları içerir.
Zihninizin drama ve travma yaratma oyunundan sizi uyandırır. Zira bu insanın en büyük “bağımlılığıdır”.
Sizin kendi kısıtlı dünyanızdan kurtulmanız için ve Evrensel aklın sınırsız olasılıklarına açık hale gelmeniz ve bunları alabilmeye izin vermeniz için seçenekler sunar. Bu gerçekleştiğinde, tüm yaşam size kolaylık, neşe ve ihtişamla gelir.
Bunları gerçekleştirmek için Access’in bize sunduğu araçlar:
1) BARS: Kafa bölgesinde yer alan 32 noktaya uygulama yapılarak size nakledilen fikirler, inançlar, kısıtlayıcı duygular silinir. Bu noktalardan bazıları şunlardır: Güç bandı, Para, Kontrol, Yaratıcılık, Vücut ve Cinsellik, Farkındalık noktaları vb. Bu noktalara dokunulduğunda, hücre hafızasındaki kayıtlar silinmeye başlar. Olayları hatırlamak için efor sarfetmeye gerek yoktur. Uygulama, tamamen izin vermek ve enerjiyi almak üzerine kuruludur. Bu sayede hücresel hafıza deşarj olmaktadır.
2) Verbal Process: Sözlü uygulamadır, Temizleme cümleleri ve farkındalık oluşturan özel sorular sayesinde ortaya çıkan enerjileri temizler.
3) Body Process: Vücutta bloke olmuş enerjetik birikimleri siler. Fiziksel hastalıklar için kullanılır.
Facebook'ta yer alan Access - Bars Paylaşım Grubuna katılmak isterseniz:
http://www.facebook.com/group.php?gid=275669621832&ref=ts linkinden katılabilirsiniz.
Nerelerde kullanılır?
- Fobi, korku ve kaygılarda. - Zihinsel kökenli fiziksel hastalıklarda. - Depresyon, iç sıkıntısı, amaçsızlık gibi duygularda. - Panik atak, sosyal fobi gibi durumlarda. - Kontrol edilemeyen öfke, kıskançlık gibi sorunlarda. - Daha iyi, daha mutlu ve huzurlu hissetmekte. - Duygusal, zihinsel ve fiziksel blokajlarınızı aşmakta. - Maddi sıkıntı ve parasal blokajların çözülmesinde. - Yaratıcı düşünce süreçlerinin aktifleştirilmesinde. - İçsel huzur ve neşenin oluşmasında. - Enerjik bir yapı ve motivasyon halinin meydana gelmesinde. - Karşı cins ile ve insanlarla olan ilişkilerin düzelmesinde. - Kilo problemlerinin çözülmesinde.
|
GELİŞTİRDİĞİM YENİ TEKNİK - BEST - BİLİNÇALTI ENERJİ SALINIM TEKNİĞİ
Bir çok kişi üzerinde test edip, son haline getirdiğim, kendi buluşum olan yepyeni bir teknikten bahsedeceğim. Bütün testlerin amacı, kalıcılığını görmek istememden kaynaklanıyordu. İstediğime ulaştığım için artık açıklayabilirim.
Tekniğin ismini; BEST - Bilinçaltı Enerji Salınım Tekniği olarak belirledim. O yüzden size düşen "Kendinizi BESTlemek" ;)
Tekniğin İçeriği:
BEST, kişide bulunan negatif duygu blokajlarını temizleme ve yerine pozitiflerini oluşturma üzerine kurulu. Yöntem esnasında kişiye düşen tek şey, gözlerini kapatıp negatif duygu hissettiği durumu hayalinde yaşaması ve o duyguyu ortaya çıkarması. Geri kalan bütün aşamaları ben yapmaktayım, böylece gelen kişi çok az efor sarfetmekte.
Bu aşamalar şunlar:
1) Ben beyin dalgalarımı alfa- teta boyutuna çekip, karşıdakinin analiz eden zihnini aşarak, bilinçaltına ulaşıyorum, yani karşılıklı enerji boyutunda bilinçaltı bağı kuruyorum.
2) Bu bağ kurulduktan sonra, onun duygusunun bulunduğu bölgeyi enerji dalgası bombardımanı diyebileceğimiz bir usulle nötralize ediyorum.
3) O esnada, analiz eden zihni aştığımdan dolayı, gereken telkinleri sesli olarak verip nötrlenme durumunu sabitliyorum.
4) Nötrlenen kısımda anlamsız bir durağanlık duygusu olmaması için neşe, coşku, rahatlık, huzur vs.. gibi pozitif duyguları oluşturması için uygulamayı yönlendiriyorum.
5) Aramızdaki bilinçaltı enerji bağını ortadan kaldırıyorum ve uygulamayı bitiriyorum.
6) Uygulama sonunda, kişi ya o durumu artık hayaline bile getiremiyor ya da getirse bile kendini çok iyi hissediyor.
Yazması uzun sürmesine rağmen :) yoğun travmalar bile bu yöntemle birkaç dakika (1 ile 5 dakika) arasında ortadan kalkabiliyor. Yani yazması uzun, uygulaması gayet kısa bir yöntem. Gelen kişinin üstüne düşen sadece hayal edip, duyguyu hissetmek olduğu için, bunun dışında uygulaması gereken herhangi bir rutin, dokunma ya da kendisinin yapması gereken bir uygulama sıralaması yok, bu da kişilere kolaylık sağlıyor. Bunun haricinde, çok kısa sürede duygu temizlendiği için, 45 dakikalık bir seansta bir çok negatif duruma çalışmak mümkün hale geliyor ve böylece zamanı en verimli şekilde maksimum fayda ile kullanıyoruz.
BEST'i nerelerde kullanıyorum:
Korku, kaygı, içerleme, öfke, heyecan, üzüntü, şüphe, travmatik hatıralar, negatif inançlar vb. duygu blokajlarını ortadan kaldırmak ve pozitif olanı yerleştirmek amaçlı kullanmaktayım. BEST'i sadece bana gelen kişilerin sorunlarını çözmek amacıyla seanslarda kullanmaktayım, eğitimini vermiyorum.
Test aşamasında yaptığım uygulamalardan örnekler: (Kişilerin isimleri gizli tutuldu)
40 yaşında bayan: Yoğun aşk acısı çekmekteydi ve ağlama duygusu buna eşlik ediyordu, bir kaç dakika süren uygulamadan sonra, sevgilisinin resmine bakarken tebessüm edecek duruma ulaştı.
21 yaşında erkek: Telefonla konuşurken çekiniyor ve arayamıyordu. 1 dakikalık uygulama sonrasında, çok rahat bir şekilde konuşabilmeye başladı, ses tonunda değişiklikte gerçekleşti.
54 yaşında bayan: Eşini kaybetmiş olması nedeniyle yoğun bir travması vardı. Ağlama nöbetleri geçiriyordu. Yaklaşık 4 dakikalık uygulama sonrasında huzur duygusuna ulaştı.
26 yaşında erkek: Cafe, restaurant gibi kalabalık yerlerde rahatsız hissediyordu. Yaklaşık 2 dakikalık uygulama yapıldı, seanstan çıktıktan sonra denemek için gittiği Cafe'de çok ama çok rahat olduğu bilgisini telefon edip coşkuyla bildirdi :)
45 yaşında bayan: Travmatik bir hatıraya obsesif şekilde takılı kalmıştı, çok yoğun negatif duygu hissediyordu, yine birkaç dakikalık uygulamadan sonra takıntı tamamen ortadan kalktı.
42 yaşında bayan: Fiziksel görüntüsünden ötürü kendini çok kötü hissediyordu, yaklaşık 3 dakikalık uygulamadan sonra tamamen rahatladı.
28 yaşında erkek: Arkadaşını otorite olarak gördüğü için onun yanındayken geriliyor ve bu nedenle onunla görüşmek istemiyordu, yapılan uygulamayla rahatlık ve huzur duygusuna ulaştı, daha sonra arkadaşıyla görüştükten sonra verdiği bilgiye göre, hiçbir gerginlik hissetmediğini ve çok rahat davrandığını, arkadaşının ise bu durumda ona farklı davranmaya başladığını belirtti.
55 yaşında bayan: Yükseklik korkusu vardı, uygulama sonunda yüksekten baktırdığımda korku tamamen gitmişti.
Evet şimdi sıra SİZde.. "Kendinizi BESTleyin!" :)
|
BİLİNÇALTINI DURDURMAK: 3 SANİYE KURALI
Artık öğrendiğimiz üzere, bilinçaltımız bütün davranışlarımızdan, duygularımızdan sorumlu olan kısmımızdır.Ve bilinçaltımız hiçbir şekilde mantıklı açıklamaları, entellektüel zekayı bilmemektedir, Onun kendine ait ayrı bir dili vardır. Dolayısıyla örneğin; Ufak bir böcekten niye korkuyorum ki, bu çok mantıksız, ben üniversite mezunuyum :) hala böyle saçma bir korkuya nasıl kapılabilirim vb. söylevler işe yaramayacaktır.
Hayatınızda karşınıza çıkan her türlü kişi ve olay, yaşadığınız ilişkiler sizin bilinçaltınızın yansımasından ibarettir. Tanıdığım bir kız arkadaşımın alkolik bir babası vardı. Hayatında ilk çıktığı erkek alkolikti, daha sonra onun alkolik olmasına çok üzülerek! ondan ayrıldı ve başka bir yerde bir sürü insanın toplandığı bir eğlencede, o kadar kişinin içinden yine alkolik olan birisini beğendi ve onunla çıkmaya başladı. Ve sonra onun alkolik olduğunu öğrenince bu nasıl bir şanssızlıktır, benim kaderim kötü demişti.
Bu olayı incelediğimizde, bilinçaltının çekim kuvvetini görüyoruz. Bilinçaltının kendini yapılandırma şekli herkeste farklılık göstermektedir. Aynı olaylara maruz kalan kişilerde farklı bilinçaltı kodlamaları oluşmaktadır. Bunu genetik faktörlerin, çevresel koşullanmaların, enerji blokajlarının vs.'nin etkilediğini söyleyebiliriz. Peki bilinçaltımızı temizlemeyle ilgili bir yöntem bilmiyorsak onu durdurmak, susturmak için hemen nasıl bir uygulama yapabiliriz:
Pratik hayatta kullanabileceğiniz basit ama yine çok etkili bir yöntemi açıklamak istiyorum. Bunu özellikle yapmakta zorlandığınız konular için kullanabilirsiniz. Kullanabileceğiniz alanları genişletmek size kalmıştır. Benim kendi deneyimlerime göre bilinçaltımız bir durum karşısında eski kaydettiği bilgi referanslarını ve bunlara bağlı duyguları vücuda yaklaşık 3 saniyede göndermektedir.
Örnek verelim: Bir erkek, bir kadını beğendi ve onunla tanışmak için yaklaştı, fakat kadın onu tersledi ve erkek reddedilme ve bunun getirdiği, utanç, üzüntü, öfke karışımı bir duyguyla geri döndü. Bilinçaltı bu olayı reddedilme korkusu ve bununla ilişkili duygularla kodladı diyelim. Başka bir zaman yine beğendiği bir kadın gördüğünde bu kodlama devreye girecek, yaşadığı bu deneyimi ve duyguları ona tekrar yaşatacak ve kadınla tanışmasını engelleyecektir.
Fakat iyi haber şudur ki kişi bu kodlama devreye girmeden önce 3 saniye içinde onu aşıp eyleme geçebilme şansına sahiptir. Eğer 3 saniyeyi geçirirse bir anda kendini kilitlenmiş hissedecektir. Bu nedenle Kilit daha dönme aşamasındayken, kişi 3 saniye içinde eyleme geçtiğinde, kodlama kilidi devreye giremeden iptal olur. Üşendiğiniz, korktuğunuz, kaçındığınız her türlü eylem için 3 saniye kuralını kullanabilirsiniz.
|
İNSANDAKİ DİRENÇ MEKANİZMALARI
Değişim; herkesin istediği ama çok az kişinin kavuştuğu bir olgu. Her ne kadar hayattaki değişim sürekli olsada bunun insandaki yansıması farkedilmeyecek ölçüde yavaş ve köklü olmaktan uzaktır. Bunun nedeni ise zihinsel karmaşanın çok olması ve insandaki direnç mekanizmalarıdır...
Değişmek istediğini "iddia" etmekle, değişmek arasında inanılmaz bir fark vardır. Zihin, kıyas yoluyla kendisinde bir kusur görür, sorun üretir ve bundan kurtulmak için değişmek istediğini söyler. Fakat bilinçaltı, bunun tam tersine doğru kişiyi çeker.
Direnç mekanizmasının insanlarda belli başlı ortaya çıkış şekilleri şunlardır: Motive olduğu yada olmadığı bir konuyu yapmakta güçlük çekmek. Üstüne ağırlık çökmesi, içinden gelmemesi, zihninde sürekli birbirine zıt iç sesler duymak, sanki zincirlenmiş gibi hissetmek, fiziksel ağrıların ortaya çıkması, esneme hali, gerginlik, göz yaşarması, uyku bastırması, boyunda ağrı, vücutta katılık hissi, duygusuzluk ve hareketsizlik halinin oluşması, içsel itirazlar, yapamam, başaramam duygusu vb..
Direnç mekanizması aşılmadığı sürece irade kullanmak, değişmek için kendini zorlamak fazla işe yaramayacaktır. Direnci olduğu gibi kabul edip onu derinlemesine yaşamak ve serbest bırakmak tek çözümdür. Bütün terapilerin tek amacı direnci, duyguyu, düşünceyi "serbest bırakabilmektir" bunu ya gelen duyguyu bloke etmekten vazgeçip bi anda bırakarak yapabilir yada duyguya derinlemesine girip onu TAM yaşayarak yapabilir.
Eğer hep değişmek istediğinizi söylüyor ama değişemiyorsanız, sürekli kendinizde sorunlar türetiyorsanız, mutsuzsanız... dirençlerinizi bırakma vaktiniz artık gelmiş demektir.. Önce dirençten başlayın yoksa bütün değişimleriniz geriye doğru çekilir ve o kadar şey yaptım ama hala aynı şeyleri hissedip yaşıyorum deyip durursunuz tekrarlayan bir kısır döngü içinde...
|
İÇSEL DİRENCİN AŞILMASI VE EYLEME GEÇİŞ
Daha önceki yazılarımda belirttiğim direnç mekanizmalarını tekrar ele alıp bunu nasıl aşabileceğimizle ilgili hemen uygulayabileceğimiz pratik önerilerde bulunacağım.
Öncelikle direnç dediğimiz duygunun sadece psikolojik olmadığını bilmeliyiz. Direnç; beynin Amigdala denilen bölgesinin alarma geçmesiyle oluşan bir duygudur. Amigdala bölgesi Kaç/Savaş tepkisinden sorumludur ve hayati bir tehlike hissettiğinde alarma geçip, Cortex'i yani entellektüel ve mantıklı zihni devre dışı bırakır ve kontrolü eline alır. Zira hayati bir tehlike karşısında vücudun ani tepkiler vererek bu durumdan kurtulması gerekir, böyle bir durumda ise "düşünme" eylemine izin verilecek zaman yoktur bu nedenle ani tepki mekanizması düşünme fonksiyonunu devre dışı bırakıp bütün görevi üstüne alır.
İşin ilginç yanı şudur ki, uzun süre yaptığımız bir alışkanlığı bırakmak istediğimizde ya da yeni bir davranış geliştirmek istediğimizde de Amigdala bölgesi alarma geçmektedir. Zira buda hayati bir tehlike sayılmaktadır, uzun süre yapılan bir eylemin bırakılması demek, oluşan karakter yapısından bir bölümün ölmesi demektir. Ve yeni bir davranışta bulunmak demek bilinmezlik içerdiğinden buda gerilim yaratıp amigdalayı harekete geçirir.
Örneklerle devam edersek: Mesela günde 1 saat spor yapmaya karar verdim diyelim ve daha önce bu kadar uzun süreli spor yapmamışım farzedelim. Amigdala alarma geçecek ve vücudumu gerecektir. Sıkıntı basacak, 1 saat gözümde büyüyecek, miskinlik çökecek ve en sonunda da yapmaktan vazgeçeceğim ve daha sonrada bundan pişmanlık duyup "Niye bir türlü yapamıyorum?" diye vicdan azabı duyacağım. Tekrar yapmak için kendimi zorlayıp bir kaç gün yaptıktan sonra yine aynı döngünün devreye girmesiyle eylemi bırakacağım. Bu süreç tanıdık geldi mi? Bu örneği, yapmakta yada başlamakta zorlandığınız herhangi bir konu için ele alabilirsiniz.
Şimdi bu alarm zilini nasıl aşabileceğimizi inceleyelim. Kendinize şunu sorduğunuzda alacağınız cevap amigdalanın harekete geçmesini engelleyen eylem süresini belirtir. Yukarıdaki örnek için sorulacak soru şudur: "Her gün mutlaka spor yapabileceğim ve bundan hiç sıkılmayacağım süre nedir?" Benim bu soruya verdiğim cevap "3 dakikaydı" Evet tam 3 dakika :) Her ne kadar komik gözüksede hergün 3 dakika spor yapmaya başladım, 1 hafta sonra şunu sordum "Bu süreyi 5 dakikaya çıkarsam beni sıkar mı?" Verdiğim cevap "Hayır" dı ve böylece süre 5 dakikaya çıktı. 1 Hafta sonra ise süre 30 dakikaya çıktı. Yani 3. haftada ciddi bir artış gerçekleşti. Şimdi bu süreçte neler oluyor inceleyelim.
Öncelikle benim için hergün 3 dakika spor yapmak çok kolay ve amigdala alarma geçmediği için hiç bir gerilim yok. Mantıklı zihin buna "saçma, komik, ne işe yararki" dese bile 0.1'in 0'dan büyük olduğunu her zaman hatırlayalım. 1 hafta boyunca 3 dakikalık spor eylemi, beyinde yeni nöron bağlantıları oluşturuyor ve yeni bir alışkanlık hiç zorlanmadan ve irade gerektirmeden gerçekleşmeye başlıyor. Daha sonra 2. hafta yine alarmın çalmasını engelleyecek şekilde çok küçük bir artış yapıp yapamayacağımı soruyorum ve böylece rahatlıkla 5 dakikaya çıkartıyorum. O hafta içinde nöron bağlantıları daha da kuvvetleniyor. 3. hafta ise bir sıçrama gerçekleşiyor çünkü ben artık spor yapabildiğimi biliyorum ve beynimde böyle bir alışkanlık gelişmiş durumda. Bu mutlaka 3.haftada gerçekleşecek diye bir kural yok ama önemli olan bu değil. Buradaki püf nokta: Eylem adımı o kadar küçük olmalı ki başarısızlık imkansız olsun. Yine bir örnek verelim: Diyelim ki masamın üstü darmadağın ve ben temizlemek istiyorum ama uzun sürecek gibi gözüküyor ve bu beni geriyor ve amigdalayı harekete geçiriyor. Şöyle sorun: "Masamın üstünü temizlemek için atabileceğim en küçük adım nedir?" Mesela Cevap: "Bir tane kağıdı alıp yerine koymak." Ve sadece bunu yapın. Bu eylemi asla küçümsemeyin. Bu eylemin kartopunu yuvarladığını ve bir süre sonra çığa dönüşeceğini farkedin. Bu şekilde para biriktirmekten tutunda, sigarayı bırakmaya kadar bir çok yapamadığınız eylemi Amigdalayı alarma geçirmeden yapabilirsiniz.
Örnek olarak: Günde 20 tane sigara içiyorsunuz diyelim. 20. sigaranızdan 1 nefes az alarak 3 gün böyle devam edin. 3 gün sonra 20. sigaranızdan 2 nefes az alarak devam edin, sonra 3 nefes ve nöron bağlantıları güçlendiğinde sigarayı tek tek azaltabildiğinizi farkedebilirsiniz. Tek nefes eksik alınca ne olacak ki diye düşünmeyin. Unutmayın buradaki püf noktamız, asla başarısızlığa uğramayacağınız çok küçük bir eylemde bulunmak ve 1 nefes eksik almayı çok rahatlıkla yapabilirsiniz ve bu eylem beyninizde yeni nöron bağlantıları oluşturur ve o esnada hiç bir gerilimde hissetmezsiniz.
Değişmek istiyorum deyip değişemediğiniz konuları bu şekilde aşmayı deneyin. Mucizelere tanık olacaksınız.
|
İNSANDAKİ 5. ELEMENT
İnsanda ki 4 element nelerdir diye sorduğumuzda, olumlu yada olumsuz olarak adlandırdığımız bütün durumların kaynağına doğru inmeye başlarız. Bu 4 Temel Element; Görüntü, Düşünce, Duygu ve Vücut Hissidir. Her koşulda biz bu 4 elementle bir durumu yaşamaya başlar ve bunların sürekliliği ölçüsünde de bunu devam ettiririz. Örnek vermek gerekirse: Bir olayı "Gördükten" sonra ani bir "Düşünce" oluştuğunu farzedelim ve bu düşünce, peşinden bir "Duygu" yaratır ve bu duygu vücutta bir "His" ortaya çıkartır. Bunun bir çok kombinasyonu da mevcuttur.
Mesela Silahlı bir adam "Gördüm" diyelim hemen "Korku duygusu" geldi, vücudum "Gerildi" ve "Kaçmalıyım" düşüncesi bunu takip etti.
Veya çok sevdiğim bir arkadaşımı "Düşündüm", bir anda O'nun "Hayali (görüntüsü)" canlandı, "mutluluk duygusu" oluştu ve vücudumda bir "rahatlık" hissettim.
Görüldüğü gibi olayların oluşmasının altında yatan temel öğeler bunlardır. Peki bu 4 elementin yokluğunda ortaya ne çıkardı? diye sorduğumuzda. Mistiklerin anlatmaya çalıştığı "Şey" ile karşılaşırız. "Boşluk, Tao, İçsel Uzay, Derin Sessizlik, Hiçlik, Heplik"
5.element budur ve 5.element, bütün diğer elementleri içten ve dıştan kuşatan ama hiçbirisiyle de sınırlı olmayan demektir.Bu 4 element ve bunlardan ayrışamamanın getirdiği döngüler nedeniyle süregelen bir sorun eğer bu 5.element'e yani Boşluğa ulaştırılır ise direk olarak erir, çözülür ve boşluk olur.
Deep PEAT(Primordial Energy Activation and Transendence) Uygulamasında, yüzeydeki sorun boşluğa doğru yönlendirilir ve bu esnada 4 element silinmeye başlar, uygulamanın ilerleyen safhasında ise Boşluğa dalış gerçekleşir, kişinin farkındalığında ani bir sıçrayış, vücudunda hızlı bir rahatlama, huzur ve sorununda ise direk bir çözülme oluşur. 4 elementin silinmesi ve İçsel Uzay'a dalış kişinin bütünleşmesi yolunda attığı en büyük adımlardan bir tanesidir.
|
İNSANDAKİ KUTUPSALLIKLAR VE BUNLARIN NÖTRLENMESİ HAKKINDA
Bu yazımda kutupsallıkların insan hayatındaki kadersel döngülerinden ve bunların ortadan kaldırılmasıyla oluşan köklü dönüşümlerden bahsedeceğim.
Kutupsallıklar, insan hayatının karakter yaratıcılarıdır. Yaşadığımız savrulmaların ve duygularımızın dalgalanmasının kökteki sebepleridirler. Bütün davranışlarımızın altında kutupsallıklar yatar. Konuyu detaylandırmaya bir kaç örnekle başlayalım; Örneğin: Aşk ve Özgürlük gibi bir kutupsallığımız var diyelim (çoğu kişide var emin olabilirsiniz) :))
Böyle bir kutupsallık, hayatımızda bizi şu şekilde savuracaktır: Aşık oluruz ve bir süre sonra bu aşk ilişkisinden dolayı üzerimizde baskı hissederiz ve "Özgür" olmayı isteriz. İlişkiyi sonlandırırız ve "Özgür" oluruz, bir süre sonra yalnızlık duygusu bastırır ve "AŞIK" olmak isteriz ve bu döngü bu şekilde bir uçtan diğer uca savrulmalarla devam edip gider. Veya başka bir misal verelim; diyelim ki "Ben ve Diğerleri" gibi bir kutupsallığımız var. Burada şöyle etkiler görebiliriz: Sadece kendimizi dost diğerlerini ise düşman gibi görürüz. Diğer herkesi eleştirmeye başlarız. Veya şu şekilde de gözükebilir. Bazı zamanlar tamamen kendimize yönelirken sonraki zamanda "Diğerlerine" yöneliriz.. Kendimizi "Diğerleri" için feda ederiz, sürekli taviz veririz.
Bu şekilde insanda yüzlerce kutupsallık mevcuttur. Peki bunlar nötrlenir mi? Bunların nötrlenmesi ne demektir? Kutupsallıklar, aralarında şarj (blokaj) oluşmuş ve birleşmeleri engellenmiş duygu durumlarıdır. O nedenle kutuplardan her biri kişiyi kendi tarafına doğru çekmek ister çünkü iki kutup arasında sürekli bir gerginlik vardır. Kutuplar arasındaki bu şarj ortadan kaldırıldığında iki zıt gibi gözülen kutup birleşir ve savrulmalar yok olur. BİR'lik hali denilen durum yaşantı boyutunda açığa çıkar. BİR'lik hali zihinsel bir bilgi olmaktan kurtulur, bütün yaşantıya yayılan genel bir HUZUR ve SEVİNÇ hali olarak kendini gösterir.
Gerek kendime gerekse başkalarına yaptığım kutupsallığı çözme uygulamaları esnasında gördüğüm şey; Ana kutupsallıkların nötralize olmasından sonra kişide büyük bir ferahlama ve çok hızlı dönüşüm sürecine girmesi. Kişinin oyun alanı olarak tanımlayabileceğimiz Ana kutupsallıkları ortadan kalktığında sanki duvarlarla çevrili küçük bir odanın duvarlarının yıkılması gibi bir etki ortaya çıkıyor ve kişi bir anda özgürlük ve sonsuzluk hissiyle doluyor ve bu hayatına yansıyor.
Yüzeyde gözüken davranışlar altta yatan bu kutupsallıklara bağlıdır ve bu kökler temizlenmeden gerçek bir dönüşüm sağlanamaz. Diyelim ki yüzeyde aşırı kıskançlık sorunumuz var. Fakat bu durum örneğin kendini "Değersiz" hissetmeye bağlıysa "Değerli-Değersiz" kutupsallığı ortadan kaldırılmadan bu kıskançlık kökten kaybolmayacaktır.
Genelde herkeste görülen kutupsallıklardan bazıları: Başarı-Başarısızlık, Değerli-Değersiz, Zenginlik-Fakirlik, Güç-Acizlik, Mutluluk-Mutsuzluk, Öfke-Sakinlik, Hareket-Hareketsizlik, Konuşmak-Susmak, Bilmek-Bilmemek, Belirli-Belirsiz, Korku-Rahatlık, Ben-Diğerleri, Ben-Ben Değil, vb... bunların bir çok versiyonu olabilir. Örneğin Öfke ve Sakinlik yerine Öfke ve Neşe gibi...
|
PARA KONUSUNDA BİLİNÇALTI TEMİZLİK BASAMAKLARI
Bu konuyla ilgili bir çok mail alıyorum. Herkesin genel sıkıntısı sanırım bu. O nedenle aşağıya para konusunda yapılması gereken bazı temizlik aşamalarını yazdım. Biz temizlikleri PEAT ya da Sedona Yöntemiyle yapıyoruz. Sizler başka yöntemler biliyorsanız onlarla yapınız, fakat derin temizlik olmasına özen gösteriniz. Sorulara hemen alışıldık otomatik tepkisel cevaplar vermeyin. Örneğin 4.soruyu sorduğunuzda, "neyinden hoşlanıcam ki" gibisinden ani cevaplar vermeyin. Cevabın yüzeye çıkması için kendinize izin verin.
1) Anne - babanın paraya ilişkin tutumlarında ve etkinliklerinde değiştirmek istediğin ya da direndiğin herhangi bir şey var mı? (Varsa temizle) 2) Anne - babanın paraya ilişkin kalıplarından hiç farketmeden taklit edip hayatına soktuğun bir kalıp var mı? (Varsa o kalıbı yani duyguyu yada fikri, inancı temizleyin) 3) Çok paran olursa olmasından korktuğun bir şey nedir? (Korkuları temizleyin) 4) Şimdiki parasal durumuna ilişkin hoşlandığın bir şey nedir? (Çıkanı temizle) 5) Şimdiki parasal durumuna ilişkin hoşlanmadığın bir şey nedir? 6) Paranın seni kontrol etmeye çalıştığını hissettin mi? Parayı sen kontrol etmek istedin mi? (Bu kontrol hislerini temizleyin) 7) Parada ya da paraya ilişkin herhangi bir şeyde hoşlanmadığın ya da onaylamadığın bir şey oldu mu? (Hoşlanmama, onaylamamaları temizleyin) 8) Paranın sendeki bir şeyden hoşlanmadığını ya da onaylamadığını bir biçimde hissettin mi? (Hissettinse temizle) 9) Paranın sana meydan okuduğunu, karşı çıktığını bir biçimde hissettin mi? 10) Sen paraya herhangi bir şekilde meydan okudun mu, karşı çıktın mı? 11) Kağıtta İki tane sütün oluşturun. Birine Avantajlar, diğerine Dezavantajlar yazın. - Parasal Özgürlüğe sahip olmak sana hangi yararı sağlayacak? (Cevabı avantajlara yaz ve o arzuyu serbest bırak) - Parasal özgürlüğe sahip olmak hangi zarara sebep olacak? (Dezavantajlara yaz ve o zarar duygusunu, korkusunu temizle) Ör: İnsanlar beni o zaman param için severler belki... vs... 12) İdeal para durumunu ŞU anda, ŞİMDİ oluyor gibi hayal et. Ona şu anda sahip olduğunu hayal et ve bu duruma karşı içinden yükselen itirazları temizle. 13) Hedef bildiriminde bulun ve ortaya çıkan itirazları temizle. Hedef bildirimi şöyle bi şeydir: 1 hafta içinde sadece serbest bırakarak 1000 YTL ve daha yukarısını kolayca elde ediyorum. Bu cümleye benzer bir şey yazın ve bu cümleyi yazarken ve okurken ortaya çıkan itirazları temizleyin. Kolay gelsin.
|
|